27 Şubat 2017 Pazartesi

Futbol, Ulus Devlet, Kaos ve Tito’nun Gölgesi.



Simon Kuper’in meşhur vecizesi ve kitabı olan “Futbol asla sadece futbol değildir.” Futbol tarihi boyunca pek çok örnekle beraber uygulama alanı bulmuştur. Futbol oynayan, oynatan ve seyircinin yeri geldiğinde aktif olarak özne haline gelebildiği ilginç bir spor dalı olduğundan bütün bu unsurların tesirleri altında farklı mesajların ve farklı toplumsal grupların da buluşabildiği ve yerine göre çatışabildiği bir gladyatör arenası halini almakta.  Ol sebeptendir ki, rekabetin kapsamını yeri geldiğinde mezhep savaşı, yeri geldiğinde sınıf mücadelesi , yeri geldiğinde ise otonomi talepleri veya etnik gerilimler oluşturabilir ve bu diyalektiklerin tarafları esasen oyunun perdelediği asıl rekabeti perdenin arkasında yaşayabilmektedir.

Bu çatışmaların güzel fakat can yakıcı bir örneği de 1990 senesinin 13 Mayıs günü artık varolmayan Yugoslavya’da yaşanmıştı.  1980’de Mareşal Tito’nun ölümünden beri kıldan ince kılıçtan keskin bir çizgide bulunan Yugoslavya için bitiş düdüğü işte bu tarihte oynanan Dinamo Zagreb – Kızılyıldız karşılaşmasında çalmıştı.  Koyu sırp milliyetçisi olan Kızılyıldız taraftarının üzerine uzun yıllardır aralarında devam eden etnik gerilimin son raddesine ulaşmasıyla saldıran hırvat Dinamo Zagreb taraftarları iç savaşın fitilini ateşleyen olayları başlatmıştı. Bu kavga esnasında Sırp polise uçan tekme atan 90’lı yılların efsanevi Hırvat futbolcusu Zvanomir Boban da kendi tabiriyle kariyerinin sona ermesini göze alarak milli kahraman haline gelmişti.

Devir ünlü kapitalizm ideologlarından Francis Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” tezinin belirli çevrelerce hararetle savunduğu 90’lı yıllara denk düşmekteydi. Kuşkusuz sona erdiği telkin edilen Tarih Babanın dağılıp parçalanan uhdesinde sadece Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bulunmamaktaydı. Son kertede ulus devlet kavramı da küreselleşen dünya üzerinde yük haline gelmişti ve sıra er ya da geç onlara da gelecekti. Yugoslavya örneği ve Bosna’da yaşanan iç savaşın hızlanmasını kuşkusuz bu düzlemde değerlendirmek sağlıklı olacaktır. Konjönktürel olarak coğrafyanın hali pür melali buydu.

Öte yandan ise yaşanan dipte biriken on yıllık dalganın nihayetinde çatırdayarak on yıllık bir savaş sürecine dönüşmesinin en büyük aktörü kimdir sorusu ile karşı karşıya kalıyoruz ki suçlu olarak lider kültüne dayanan ulus devlet ideolojisinin kurumsallaşamamış olmasını mı gösterebiliriz veyahut Neo Ottoman hülyalara dalarak Osmanlı bakiyesi olan, Balkan Savaşlarıyla elden çıkmış olan topraklarımız hasretle bizi beklediğinden mütevellit birbirlerine düştüler, biz olsaydık böyle olmazdı diyerek olaya başka bir açıdan mı yaklaşmalıyız. Kuşkusuz olaya sağlıklı yaklaşacaksak birinci varsayımdan olayı değerlendirmeye başlamak lazım ki bundan epeyce uzun bir akademik çalışma çıkar, burada kesmek lazım.

Asıl değerlendirmeyi futbol ve fanatizm üzerinden yaparak noktayı koymak daha sağlıklı olacak. Bu karşılaşmanın Kızılyıldız için şampiyonluk maçı olması olayların ortaya çıkması bakımından şartları müsait kılmıştır ki testi kırıldıktan sonra federasyon yetkilileri de maçı ertelemeleri gerektiğini söylemişlerdir. Burada etnik çatışma şartlarının birleştiği kör fanatizmi durdurabilmenin herhangi bir yolu bulunmamakta. Özellikle futbolun depolitizasyonu ile beraber kör fanatizmin artması ve bilinçsizce, tek amacı maçı izlemekten ziyade olay çıkartmak olan kitlenin de yaratabileceği olaylar silsilesi, bu durumu zorlaştırmakta. İşte Tito sonrası beslenip büyütülen Sırp milliyetçiliği ve karşısında konumlanan Hırvat milliyetçiliği karşı karşıya gelerek iç savaşı ateşle barut misali patlattı. Velhasıl bilinçsiz kitleyi besleyip büyüttük, kontrol altında tuttuk demeyiniz ey egemen güçler, kontrolsüz güç her zaman güç değil. Futbol üzerinden lümpenleşen bir kitle yaratarak sağlanabilecek kaos her zaman kontrollü kalmayabilir.

Olayla ilgili linkler:


https://www.youtube.com/watch?v=6UYLkPHIcFQ&t=2s
http://www.radikal.com.tr/spor/trabzonsporlu-oyuncunun-gozunden-savas-baslatan-mac-926785/



26 Şubat 2017 Pazar

Glasnosta Küçük Bir Ağıt

Görünen bir Perestroyka
Ve sen
İmpreriumun gölgesinde
Glasnost edasıyla
Bir demli çay
Falkland Adası açıklarında
Kıyıdan gelen
Dalga demi
ve Casus Belli.